Tarım ve Orman Bakanlığı, tarımsal üretimi tehdit eden kene ve kahverengi kokarca zararlılarıyla biyolojik mücadeleyi güçlendirmek amacıyla 2026 yılında önemli bir uygulamayı hayata geçiriyor. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yıl içerisinde 39 bin 250 keklik ve 11 bin 750 sülün olmak üzere toplam 51 bin kanatlı yaban hayvanının doğaya salınacağını açıkladı.
Tarım ve Orman Bakanlığı, kimyasal mücadele yöntemlerinin yanı sıra doğanın kendi dengesini koruyan biyolojik mücadele çalışmalarına da ağırlık vermeye devam ediyor. Bu kapsamda Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar doğrultusunda üretilen keklik ve sülünler, hem yaban hayatının desteklenmesi hem de tarımsal zararlılarla mücadele amacıyla doğaya bırakılacak.
Bakan İbrahim Yumaklı yaptığı açıklamada, doğaya salınacak kanatlı türlerin özellikle son yıllarda tarım alanlarında ciddi sorun oluşturan kene ve kahverengi kokarca popülasyonlarının kontrol altına alınmasına katkı sağlayacağını belirtti.
62 İLDE 156 NOKTADA SALIM YAPILACAK
Bakan Yumaklı, 2026 yılı programı kapsamında Türkiye genelinde 62 ilde ve 156 farklı noktada keklik ve sülün salımının gerçekleştirileceğini açıkladı.
Bu yıl doğaya kazandırılması planlanan kanatlı hayvanların dağılımı ise şöyle olacak:
- 39 bin 250 keklik
- 11 bin 750 sülün
- Toplam 51 bin kanatlı yaban hayvanı
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ekipleri tarafından gerçekleştirilen saha çalışmaları sonucunda belirlenen alanlarda salım işlemleri yıl boyunca devam edecek.
SON 10 YILDA 1 MİLYON KANATLI DOĞAYA KAZANDIRILDI
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye’nin yaban hayatını destekleme çalışmalarında önemli bir başarıya ulaştığını belirterek son 10 yılda yaklaşık 1 milyon kanatlı yaban hayvanının doğaya bırakıldığını ifade etti.
Bakan Yumaklı’nın verdiği bilgilere göre;
- Yaklaşık 750 bin keklik
- Yaklaşık 250 bin sülün
olmak üzere toplam 1 milyon kanatlı hayvan son on yılda doğal yaşam alanlarına bırakıldı.
2025 yılında ise 36 bin 250 keklik ve 9 bin sülün doğaya salınmıştı. Bu yılki programla birlikte biyolojik mücadele kapasitesinin daha da artırılması hedefleniyor.
ÜRETİM SEKİZ FARKLI İSTASYONDA GERÇEKLEŞTİRİLİYOR
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren üretim istasyonlarında yetiştirilen kanatlılar, özel programlarla doğal yaşama hazırlanıyor.
Keklik üretimi;
- Afyonkarahisar
- Kahramanmaraş
- Yozgat
- Gaziantep
- Malatya
illerindeki üretim merkezlerinde gerçekleştirilirken,
Sülün üretimi ise;
- Samsun
- İstanbul
- Gümüşhane
illerindeki tesislerde yürütülüyor.
Uzman ekipler tarafından yetiştirilen hayvanlar, doğaya salınmadan önce sağlık kontrollerinden geçirilerek yaşam alanlarına uyum sağlayabilecekleri şekilde hazırlanıyor.
KENE VE KAHVERENGİ KOKARCAYA KARŞI DOĞAL MÜCADELE
Son yıllarda özellikle Karadeniz Bölgesi başta olmak üzere birçok ilde tarımsal üretime ciddi zarar veren kahverengi kokarca zararlısı, fındık başta olmak üzere çok sayıda üründe verim ve kalite kayıplarına yol açıyor.
Benzer şekilde kene popülasyonundaki artış da hem hayvancılık sektörünü hem de insan sağlığını tehdit eden önemli sorunlar arasında yer alıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı, bu zararlılarla mücadelede doğal dengeyi koruyan biyolojik yöntemleri yaygınlaştırmayı amaçlıyor.
Doğal yaşamda böceklerle beslenen keklikler ve sülünler, zararlı popülasyonlarının baskılanmasına katkı sağlayarak ekolojik dengeyi destekliyor.
Özellikle kekliklerin kene tüketimindeki rolü nedeniyle mücadelede önemli bir unsur olduğu belirtilirken, sülünlerin ise kahverengi kokarca yoğunluğunun görüldüğü bölgelerde etkili sonuçlar verdiği ifade ediliyor.
SÜLÜNLER KARADENİZ’DE KAHVERENGİ KOKARCAYA KARŞI GÖREV ALACAK
Bakan Yumaklı, biyolojik mücadele kapsamında sülünlerin özellikle Karadeniz Bölgesi’ndeki illerde doğaya bırakılacağını açıkladı.
Son yıllarda fındık üretim alanlarında hızla yayılan kahverengi kokarca zararlısının kontrol altına alınabilmesi amacıyla yürütülen çalışmalarda sülünlerin doğal avcı olarak önemli rol üstleneceği belirtiliyor.
Bakanlık yetkilileri, kimyasal mücadele yöntemlerinin yanında biyolojik mücadelenin de sürdürülebilir tarım açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.
SALIM ÖNCESİ KEKLİKLER İLAÇLANIYOR
Doğaya bırakılacak kanatlıların sağlıklı şekilde yaşamlarını sürdürebilmeleri için çeşitli koruyucu uygulamalar da gerçekleştiriliyor.
Bu kapsamda keklikler, salım öncesinde kene tutulumuna karşı özel olarak ilaçlanıyor.
Böylece hem hayvanların yaşam şansı artırılıyor hem de biyolojik mücadele sürecinin daha etkin yürütülmesi sağlanıyor.
SALIM YAPILAN ALANLAR 3 YIL BOYUNCA AVA KAPATILIYOR
Tarım ve Orman Bakanlığı, doğaya bırakılan hayvanların popülasyon oluşturabilmesi için koruma tedbirleri de uyguluyor.
Bu kapsamda keklik ve sülün salımı yapılan alanlar üç yıl süreyle ava kapatılıyor.
Bu uygulama sayesinde salınan hayvanların doğal ortamlarına uyum sağlamaları, çoğalmaları ve bölgede kalıcı popülasyonlar oluşturmaları hedefleniyor.
HABİTAT SEÇİMİNDE DETAYLI ANALİZLER YAPILIYOR
Salım yapılacak bölgeler belirlenirken bilimsel kriterler dikkate alınıyor.
Uzman ekipler tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında;
- Türlerin ekolojik ihtiyaçları,
- Habitat uygunluğu,
- Besin kaynaklarının yeterliliği,
- Su varlığı,
- Barınma imkanları,
- Yırtıcı baskısı,
- İnsan faaliyetlerinin yoğunluğu,
- Önceki yıllardaki izleme sonuçları
ayrıntılı şekilde değerlendiriliyor.
Bu analizlerin ardından uygun görülen alanlarda salım gerçekleştiriliyor.
KINALI KEKLİK, ÇİL KEKLİK VE SÜLÜN DOĞAYA KAZANDIRILACAK
2026 yılı programı kapsamında;
- 50 ilde 116 noktada kınalı keklik,
- 16 ilde 34 noktada sülün,
- 5 ilde 6 noktada çil keklik
salımı gerçekleştirilecek.
Bakanlık, bu çalışmalarla hem biyolojik çeşitliliğin korunmasını hem de tarım ve ormancılık faaliyetlerini tehdit eden zararlılarla doğal yollarla mücadele edilmesini amaçlıyor.
YABAN HAYATININ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ HEDEFLENİYOR
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yürütülen çalışmaların temel amacının yalnızca zararlılarla mücadele olmadığını vurgulayarak, yaban hayatının korunması ve gelecek nesillere aktarılmasının da öncelikli hedefler arasında bulunduğunu söyledi.
Yumaklı, sürdürülebilir bir doğa yönetimi anlayışıyla yürütülen çalışmalar sayesinde hem ekolojik dengenin güçlendirileceğini hem de tarımsal üretimin korunmasına katkı sağlanacağını belirterek, Türkiye’nin biyolojik mücadelede örnek uygulamalar geliştirmeye devam edeceğini ifade etti.

