17 Mart 2026 Salı
Hobi bahçeleri için yeni dönem
AK Parti tarafından TBMM’ye sunulan 29 maddelik torba yasa teklifi, son yıllarda yaygınlaşan hobi bahçelerine yönelik önemli değişiklikler içeriyor.
Düzenlemenin yasalaşması halinde, tarım arazilerinin küçük parsellere bölünerek konut ve ticari amaçlarla kullanılmasının önüne geçilmesi planlanıyor.
Amaç tarım arazilerini korumak
Teklifin temel hedefleri üç başlık altında toplanıyor:
Yetkililer, düzenlemenin hem tarımsal üretimi artırmayı hem de mülkiyet kaynaklı sorunları azaltmayı amaçladığını belirtiyor.
Sistem nasıl işliyordu?
Son yıllarda özellikle büyükşehirlerin çevresinde yaygınlaşan uygulamada, geniş tarım arazileri satın alınarak küçük parçalara bölünüyor ve “hobi bahçesi” adı altında satışa sunuluyordu.
Bu modelde:
Uzmanlar, bu yapıların önemli bölümünün imar planlarına aykırı olduğunu ve tarım dışı kullanım içerdiğini ifade ediyor.
Kooperatiflere yeni sınırlama
Teklifle birlikte, tarımsal faaliyet dışındaki kooperatiflerin tarım arazisi edinmesi tamamen yasaklanacak.
Bu adımın, “kooperatif” adı altında yürütülen ve fiilen gayrimenkul satışına dönüşen uygulamaların önüne geçmesi hedefleniyor.
Milyonlarca metrekare alan etkilenebilir
Resmi veri bulunmamakla birlikte, sektör tahminlerine göre Türkiye genelinde:
Bu alanların önemli kısmının verimli tarım arazisi olduğu belirtiliyor.
Hobi bahçelerinin en yoğun olduğu bölgeler arasında Ankara çevresi, İstanbul’un kuzeyi, Trakya hattı ve Ege kıyıları öne çıkıyor.
Ağır yaptırımlar gündemde
Kanun teklifine göre, mevcut uygulamalara yönelik yaptırımlar da artırılıyor.
Buna göre:
Tarım ÜFE verileri açıklandı
Türkiye İstatistik Kurumu’nun yayımladığı Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi verilerine göre, şubat ayında fiyat artışları devam etti.
Tarım ÜFE’de (2020=100) bir önceki aya göre yüzde 0,21, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 8,69, bir önceki yılın aynı ayına göre ise yüzde 40,10 artış gerçekleşti.
On iki aylık ortalamalara göre artış oranı ise yüzde 38,97 olarak hesaplandı.
Sektörlere göre değişim farklılık gösterdi
Alt sektörlere bakıldığında aylık bazda farklı yönlerde hareketler görüldü.
Tarım ve avcılık ürünleri ile ilgili hizmetlerde yüzde 0,03 artış kaydedildi. Ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde ise yüzde 6,54 artış yaşandı.
Balıkçılık ve su ürünleri grubunda ise yüzde 0,42 oranında düşüş gerçekleşti.
Bitkisel üretimde dalgalı seyir
Ana gruplar incelendiğinde, tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 4,26 artış görüldü.
Çok yıllık bitkisel ürünlerde ise yüzde 5,83 oranında gerileme yaşandı.
Canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde ise yüzde 4,24 artış kaydedildi.
En yüksek artış meyve grubunda
Yıllık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 110,06 artış ile yumuşak çekirdekli ve sert çekirdekli meyveler oldu.
Aylık bazda en yüksek artış ise yüzde 24,52 ile turunçgiller grubunda gerçekleşti.
Tarım ve Orman Bakanlığı, küresel gübre piyasasında yaşanan dalgalanmalar ve tedarik sorunları nedeniyle yeni önlemleri devreye aldı. 2016 yılından bu yana tarımda kullanımı yasak olan amonyum nitrat gübresinin yeniden kullanımına izin verildi.
Bakanlık tarafından 81 il valiliğine gönderilen genelgeyle amonyum nitrat gübresinin tarımsal üretimde yeniden kullanılmasının önü açıldı.
Kararın, özellikle küresel gübre fiyatlarının yükseldiği ve tedarik zincirinde belirsizliklerin yaşandığı bir dönemde üreticilerin gübreye daha kolay erişmesini sağlamak amacıyla alındığı belirtildi.
Nitratlı gübrelerin el yapımı patlayıcı yapımında kullanılmasının önüne geçmek amacıyla 8 Haziran 2016 tarihinde bazı gübrelerin satış ve sevkiyatı durdurulmuştu.
Bu kapsamda;
gibi gübre türlerinin kullanımı yasaklanmıştı.
Tarım ve Orman Bakanlığı son dönemde gübre tedarikinde yaşanabilecek sorunların önüne geçmek amacıyla bir dizi tedbiri devreye aldı.
Bu kapsamda:
Son olarak ise amonyum nitrat gübresinin tarımsal üretimde yeniden kullanımına izin verildi.
Genelgeye göre amonyum nitrat gübresinin satış ve sevkiyatları 30 Mayıs tarihine kadar gerçekleştirilecek.
Tüm işlemler Gübre Takip Sistemi (GTS) üzerinden yapılacak.
ÇKS kaydı bulunmayan veya GTS hak edişi olmayan çiftçilere satış yapılmayacak.
İl ve ilçe düzeyindeki el yapımı patlayıcı komisyonları tarafından gübre dağıtıcıları düzenli olarak denetlenecek.
Kurallara aykırı hareket eden kişi ve işletmeler hakkında Nitrat Azotu İçeren Kimyevi Gübrelerin Satışı, Nakli ve Stok Bildiriminin Kontrolüne Dair Tebliğ kapsamında Cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunulacak.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Adana şalgamının Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescili almasını değerlendirdi.
Yumaklı, yaptığı açıklamada Anadolu’nun geleneksel lezzetlerinin uluslararası alanda korunmasının önemli olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Geleneksel üretim tekniğiyle asırlardır Adana’da üretilen şalgamımız, AB tescili alan 45’inci ürünümüz oldu. Anadolu’nun kadim lezzetlerini dünyaya tanıtmaya, değerlerimize sahip çıkmaya devam ediyoruz.”
Adana şalgamının tescil edilmesiyle birlikte Türkiye’nin Avrupa Birliği tarafından coğrafi işaretle korunan ürün sayısı 45’e yükseldi.
AB tescili, ürünün belirli bir coğrafi bölgeye özgü olduğunu ve geleneksel yöntemlerle üretildiğini gösteriyor. Bu tescil sayesinde ürünün uluslararası pazarda tanınırlığı ve katma değeri de artıyor.
Türkiye’nin Avrupa Birliği tarafından tescillenen ürünleri arasında şu ürünler yer alıyor:
Gaziantep baklavası, Aydın inciri, Malatya kayısısı, Aydın kestanesi, Milas zeytinyağı, Bayramiç beyazı, Taşköprü sarımsağı, Giresun tombul fındığı, Antakya künefesi, Suruç narı, Çağlayancerit cevizi, Gemlik zeytini, Edremit zeytinyağı, Milas yağlı zeytini, Ayaş domatesi, Maraş tarhanası, Edremit Körfezi yeşil çizik zeytini, Ezine peyniri, Safranbolu safranı, Aydın memecik zeytinyağı, Araban sarımsağı, Osmaniye yer fıstığı, Bingöl balı, Bursa şeftalisi, Hüyük çileği, Bursa siyah inciri, Söke pamuğu, Manisa mesir macunu, Gaziantep menengiç kahvesi, Silifke yoğurdu, Aydın memecik zeytini, Erzincan tulum peyniri, Aydın çam fıstığı, Afyon pastırması, Afyon sucuğu, Gaziantep fıstık ezmesi, Mut zeytinyağı, Kırkağaç kavunu, Hatay kaytaz böreği, Gaziantep lahmacunu, İpsala pirinci, Bursa kestane şekeri, Yenice ıhlamur balı, Maraş çöreği ve Adana şalgamı.
Uzmanlara göre coğrafi işaret tescili, ürünlerin uluslararası pazarda korunmasını sağlarken aynı zamanda üreticiler için ekonomik değer oluşturuyor.
Bu tescil sayesinde ürünün üretim yöntemi, coğrafi kökeni ve kalitesi resmi olarak kayıt altına alınmış oluyor.
Bursa’da atıl tarım arazileri gelir getirici ormanlara dönüştürülüyor. Nilüfer Belediyesi tarafından başlatılan “Yarına Nefes Ormanları” projesi kapsamında kestane, ıhlamur ve kızılcık fidanları dikilerek hem çevresel hem de ekonomik katkı sağlanması hedefleniyor.
Nilüfer Belediyesi’nin NİLKOOP iş birliğiyle yürüttüğü proje kapsamında özellikle eğimi yüksek ve tarıma elverişsiz alanlar değerlendirilerek yeni orman alanları oluşturuluyor.
Projenin ilk etabında Güngören ve Unçukuru mahallelerinde toplam 700 fidan toprakla buluşturuldu.
Belediye yetkilileri, dikilen ağaçların kestane, ıhlamur ve kızılcık türlerinden oluştuğunu belirtti.
“Yarına Nefes Ormanları” projesiyle hem karbon ayak izinin azaltılması hem de yerel halkın ekonomik olarak desteklenmesi amaçlanıyor.
Yetkililer, dikilen ağaçların yıllık yaklaşık 15 ton karbon tutma kapasitesine sahip olduğunu ve yangına karşı daha dayanıklı türlerin tercih edildiğini ifade etti.
Projede dikilen ağaçların bakımının mahalle halkı tarafından yapılacağı bildirildi.
Elde edilecek ürünlerin organik pazarlarda satışa sunulması planlanırken özellikle kadınların bakım ve hasat süreçlerinde aktif rol alacağı belirtildi.
Bu sayede hem üretime katkı sağlanması hem de kadın istihdamının artırılması hedefleniyor.
Projeye destek veren sivil toplum kuruluşları arasında Yarına Şans Ver Derneği, Podyum Davet ve Inner Wheel Kulübü de bulunuyor.
Yarına Şans Ver Derneği Kurucusu Emine Cantürk, projeyle ilgili yaptığı açıklamada hedeflerinin toplamda 50 bin ağacı toprakla buluşturmak olduğunu söyledi.
Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, atıl durumdaki tarım arazilerinin yeniden üretime kazandırılmasının önemli olduğunu belirtti.
Özdemir, projenin hem gıda güvenliği hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.