14 Mart 2026 Cumartesi
Tarım ve Orman Bakanlığı, küresel gübre piyasasında yaşanan dalgalanmalar ve tedarik sorunları nedeniyle yeni önlemleri devreye aldı. 2016 yılından bu yana tarımda kullanımı yasak olan amonyum nitrat gübresinin yeniden kullanımına izin verildi.
Bakanlık tarafından 81 il valiliğine gönderilen genelgeyle amonyum nitrat gübresinin tarımsal üretimde yeniden kullanılmasının önü açıldı.
Kararın, özellikle küresel gübre fiyatlarının yükseldiği ve tedarik zincirinde belirsizliklerin yaşandığı bir dönemde üreticilerin gübreye daha kolay erişmesini sağlamak amacıyla alındığı belirtildi.
Nitratlı gübrelerin el yapımı patlayıcı yapımında kullanılmasının önüne geçmek amacıyla 8 Haziran 2016 tarihinde bazı gübrelerin satış ve sevkiyatı durdurulmuştu.
Bu kapsamda;
gibi gübre türlerinin kullanımı yasaklanmıştı.
Tarım ve Orman Bakanlığı son dönemde gübre tedarikinde yaşanabilecek sorunların önüne geçmek amacıyla bir dizi tedbiri devreye aldı.
Bu kapsamda:
Son olarak ise amonyum nitrat gübresinin tarımsal üretimde yeniden kullanımına izin verildi.
Genelgeye göre amonyum nitrat gübresinin satış ve sevkiyatları 30 Mayıs tarihine kadar gerçekleştirilecek.
Tüm işlemler Gübre Takip Sistemi (GTS) üzerinden yapılacak.
ÇKS kaydı bulunmayan veya GTS hak edişi olmayan çiftçilere satış yapılmayacak.
İl ve ilçe düzeyindeki el yapımı patlayıcı komisyonları tarafından gübre dağıtıcıları düzenli olarak denetlenecek.
Kurallara aykırı hareket eden kişi ve işletmeler hakkında Nitrat Azotu İçeren Kimyevi Gübrelerin Satışı, Nakli ve Stok Bildiriminin Kontrolüne Dair Tebliğ kapsamında Cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunulacak.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Adana şalgamının Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescili almasını değerlendirdi.
Yumaklı, yaptığı açıklamada Anadolu’nun geleneksel lezzetlerinin uluslararası alanda korunmasının önemli olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Geleneksel üretim tekniğiyle asırlardır Adana’da üretilen şalgamımız, AB tescili alan 45’inci ürünümüz oldu. Anadolu’nun kadim lezzetlerini dünyaya tanıtmaya, değerlerimize sahip çıkmaya devam ediyoruz.”
Adana şalgamının tescil edilmesiyle birlikte Türkiye’nin Avrupa Birliği tarafından coğrafi işaretle korunan ürün sayısı 45’e yükseldi.
AB tescili, ürünün belirli bir coğrafi bölgeye özgü olduğunu ve geleneksel yöntemlerle üretildiğini gösteriyor. Bu tescil sayesinde ürünün uluslararası pazarda tanınırlığı ve katma değeri de artıyor.
Türkiye’nin Avrupa Birliği tarafından tescillenen ürünleri arasında şu ürünler yer alıyor:
Gaziantep baklavası, Aydın inciri, Malatya kayısısı, Aydın kestanesi, Milas zeytinyağı, Bayramiç beyazı, Taşköprü sarımsağı, Giresun tombul fındığı, Antakya künefesi, Suruç narı, Çağlayancerit cevizi, Gemlik zeytini, Edremit zeytinyağı, Milas yağlı zeytini, Ayaş domatesi, Maraş tarhanası, Edremit Körfezi yeşil çizik zeytini, Ezine peyniri, Safranbolu safranı, Aydın memecik zeytinyağı, Araban sarımsağı, Osmaniye yer fıstığı, Bingöl balı, Bursa şeftalisi, Hüyük çileği, Bursa siyah inciri, Söke pamuğu, Manisa mesir macunu, Gaziantep menengiç kahvesi, Silifke yoğurdu, Aydın memecik zeytini, Erzincan tulum peyniri, Aydın çam fıstığı, Afyon pastırması, Afyon sucuğu, Gaziantep fıstık ezmesi, Mut zeytinyağı, Kırkağaç kavunu, Hatay kaytaz böreği, Gaziantep lahmacunu, İpsala pirinci, Bursa kestane şekeri, Yenice ıhlamur balı, Maraş çöreği ve Adana şalgamı.
Uzmanlara göre coğrafi işaret tescili, ürünlerin uluslararası pazarda korunmasını sağlarken aynı zamanda üreticiler için ekonomik değer oluşturuyor.
Bu tescil sayesinde ürünün üretim yöntemi, coğrafi kökeni ve kalitesi resmi olarak kayıt altına alınmış oluyor.
Bursa’da atıl tarım arazileri gelir getirici ormanlara dönüştürülüyor. Nilüfer Belediyesi tarafından başlatılan “Yarına Nefes Ormanları” projesi kapsamında kestane, ıhlamur ve kızılcık fidanları dikilerek hem çevresel hem de ekonomik katkı sağlanması hedefleniyor.
Nilüfer Belediyesi’nin NİLKOOP iş birliğiyle yürüttüğü proje kapsamında özellikle eğimi yüksek ve tarıma elverişsiz alanlar değerlendirilerek yeni orman alanları oluşturuluyor.
Projenin ilk etabında Güngören ve Unçukuru mahallelerinde toplam 700 fidan toprakla buluşturuldu.
Belediye yetkilileri, dikilen ağaçların kestane, ıhlamur ve kızılcık türlerinden oluştuğunu belirtti.
“Yarına Nefes Ormanları” projesiyle hem karbon ayak izinin azaltılması hem de yerel halkın ekonomik olarak desteklenmesi amaçlanıyor.
Yetkililer, dikilen ağaçların yıllık yaklaşık 15 ton karbon tutma kapasitesine sahip olduğunu ve yangına karşı daha dayanıklı türlerin tercih edildiğini ifade etti.
Projede dikilen ağaçların bakımının mahalle halkı tarafından yapılacağı bildirildi.
Elde edilecek ürünlerin organik pazarlarda satışa sunulması planlanırken özellikle kadınların bakım ve hasat süreçlerinde aktif rol alacağı belirtildi.
Bu sayede hem üretime katkı sağlanması hem de kadın istihdamının artırılması hedefleniyor.
Projeye destek veren sivil toplum kuruluşları arasında Yarına Şans Ver Derneği, Podyum Davet ve Inner Wheel Kulübü de bulunuyor.
Yarına Şans Ver Derneği Kurucusu Emine Cantürk, projeyle ilgili yaptığı açıklamada hedeflerinin toplamda 50 bin ağacı toprakla buluşturmak olduğunu söyledi.
Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, atıl durumdaki tarım arazilerinin yeniden üretime kazandırılmasının önemli olduğunu belirtti.
Özdemir, projenin hem gıda güvenliği hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
Orta Doğu’da tırmanan savaş ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim küresel gübre fiyatlarını yükseltti. Uzmanlar, sevkiyatların aksaması halinde hem gübre maliyetlerinin hem de gıda fiyatlarının artabileceği uyarısında bulunuyor.
ABD, İsrail ve İran arasında tırmanan gerilimin küresel ekonomiye etkileri büyüyor. Enerji ve kimyasal ürün taşımacılığında kritik bir geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler gübre piyasasında dalgalanmaya yol açtı.
Bölgedeki bazı üretim tesislerinin devre dışı kalması ve sevkiyat risklerinin artması küresel gübre tedarik zincirini doğrudan etkiledi.
Piyasa verilerine göre tarımda yaygın kullanılan azotlu gübrelerden ürenin fiyatı ton başına 575 ila 635 dolar seviyesine yükseldi.
Katar merkezli enerji şirketi QatarEnergy’nin üre, polimer, metanol ve alüminyum üretimini askıya alması da piyasada arz sıkıntısını artıran gelişmeler arasında gösteriliyor.
Analistler, küresel gübre fiyatlarının savaş öncesine göre ton başına yaklaşık 80 dolar arttığını belirtiyor.
Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek uzun süreli bir nakliye kesintisinin sentetik gübre üretiminde kullanılan amonyak ve azot sevkiyatını doğrudan etkileyebileceği ifade ediliyor.
Körfez bölgesi dünyanın en büyük gübre üretim merkezlerinden bazılarına ev sahipliği yaparken, bölgedeki tedarik sorunlarının üretimi aksatabileceği ve maliyetleri artırabileceği belirtiliyor.
Dünyada azot gübresi üretiminde önemli bir paya sahip olan İran da küresel piyasada kilit aktörlerden biri olarak görülüyor. İran, üre ihracatında Rusya, Mısır ve Suudi Arabistan’ın ardından dördüncü sırada yer alıyor.
Savaşın başlamasıyla birlikte ABD’de de gübre fiyatlarında hızlı bir artış yaşandı.
Analistlere göre New Orleans’taki ithalat merkezinde ton başına 516 dolar olan gübre fiyatı kısa sürede 683 dolara kadar çıktı.
Uzmanlar, sevkiyatların özellikle bahar ekim dönemine yetişmemesi durumunda fiyatların daha da artabileceğini belirtiyor.
Dünya genelinde her yıl 180 milyon tondan fazla azotlu gübre üretiliyor. Bu gübrelerin üretim maliyetinin yaklaşık yüzde 70–80’ini doğalgaz oluşturuyor.
Bu nedenle enerji fiyatlarındaki artış doğrudan gübre maliyetlerine yansıyor.
Tarım uzmanlarına göre azot gübreleri olmadan buğday, mısır ve pirinç gibi temel ürünlerde verim önemli ölçüde düşebilir.
Uzmanlar, küresel gıda üretiminin yaklaşık yarısının sentetik azotlu gübre kullanımına dayandığını belirtiyor.
Gübre arzındaki daralma halinde ekmek, makarna ve patates gibi temel gıda ürünlerinde fiyat artışı yaşanabileceği ifade ediliyor.
Ayrıca hayvan yemlerinin maliyetinin de artabileceği ve bunun tarım sektöründe maliyet baskısını büyütebileceği değerlendiriliyor.
İşlenmeyen tarım arazileri için yeni destek programı başlatıldı. Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile nadasa bırakılan veya kullanılmayan tarım arazilerini üretime kazandıracak projelere yüzde 75’e kadar hibe desteği verilecek.
“Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesinin Desteklenmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Karar kapsamında, Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı il tarım ve orman müdürlükleri tarafından hazırlanan ve Bakanlık tarafından onaylanan projeler desteklenecek.
Destek programı, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı arazilerde uygulanacak ve 1 Ocak–31 Aralık 2026 tarihlerini kapsayacak.
Program kapsamında işlenmeyen veya nadasa bırakılan arazilerin uygun ekim yöntemleri ve münavebe planlarıyla yeniden üretime kazandırılması hedefleniyor.
Ayrıca iklim değişikliği dikkate alınarak uygun çeşitlerle özellikle şu ürünlerin üretiminin artırılması planlanıyor:
İşlemeli tarıma uygun olmayan alanlarda ise katma değeri yüksek bitki türlerinin yetiştirilmesi desteklenecek.
Destek programı kapsamında proje toplam bedelinin en fazla yüzde 75’i hibe olarak verilecek.
Hibelerden:
yararlanabilecek.
Ancak kamu kurumları ve kamu ortaklıkları bu destekten faydalanamayacak.
Ayrıca başka bir kamu kurumundan aynı proje için hibe alan yatırımlar bu program kapsamında desteklenmeyecek.
Program kapsamında üretim planlaması kapsamına alınan ürünlerin belirlenen tarım havzaları dışında yetiştirilmesi durumunda destek verilmeyecek.
Ayrıca aynı tarım arazisi için iki yıl üst üste hibe desteği sağlanmayacak.
Haksız şekilde alınan destekler faiziyle birlikte geri alınacak.
Bakanlık, haksız ödeme yapıldığının tespit edilmesi halinde üreticilerin 5 yıl süreyle hiçbir tarımsal destekleme programından yararlanamayacağını bildirdi.